top of page

Aİle Hukuku / Mİras Hukuku

Hukukun nişanlanma ile başlayan aile kurma süreci evlenmenin gerçekleşmesi, çocukların doğması, bir kısım malların satın alınması gibi haller ile devam eder. Evlilik birliğinin tipik sona erme sebebi olan boşanma dışında ölüm ve gaiplik gibi hallerde de evlilik birliği ortadan kalkar. Tüm bu sürece ilişkin hak talepleri aile hukukunun konusunu oluşturur.

Nişanlanma, evlenme vaadi ile olur. Her ne kadar evlilik birliği henüz kurulmamış olsa da bu sürece ilişkin olarak maddi ve manevi tazminatlara ek olarak hediyelerin geri verilmesi talep edilebilir. Evlilik birliği kurulduktan sonra tarafların karşılıklı olarak yükümlülüklerini yerine getirmeleri beklenir. Aksi halde taraflar anlaşarak ya da çekişmeli olarak evlilik birliğinin sona ermesini mahkemeden talep edebilirler. Taraflar anlaşmış olsalar dahi bu anlaşmanın mahkeme huzurunda tespiti gerekmektedir. 

Boşanma davası sürecinde ilk akla gelen hususlar nafaka ve velayettir. Boşanma davasının devamı sürecinde hakim tarafından tedbir nafakasına hükmedilebilir. Tedbir nafakası, yargılamanın sona ermesi ile birlikte ya da yine hakim kararı ile ortadan kalkar. Boşanma kararında yoksulluk ve -varsa çocuklar için- iştirak nafakasına hükmedilir. İlerleyen süreçte şartların değişmesi halinde bu nafakalara ilişkin yeniden değerlendirme mahkemeden talep edilebilir. Yine hem yargılama sürecinde hem de boşanma kararı ile birlikte velayet altında olması gereken çocukların velayetinin kullanımı da hüküm altına alınır. Üzülerek belirtmek gerekir ki velayete ilişkin hükümlere uyulmaması halinde çocukların bir taraftan alınıp diğer tarafa teslim edilmesi icra daireleri marifeti ile gerçekleştirilmektedir.

Boşanma davası.sonrasında taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle evlilikte edinilen malların akıbetinin belirlenmesi gerekmektedir. Taraflar evlenirken ya da evlendikten sonra aralarındaki mal rejimini serbestçe belirleyebilirler. Taraflar arasında bir seçim yapılmamış ise edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı kabul edilir. Bu noktada kişisel mallar da ayrıca değerlendirilmektedir. 

Bir kişinin ölümünde aktif ve pasiflerinin akıbetinin ne olacağı miras hukukunun konusunu oluşturur. Kişinin vasiyet bırakıp bırakmadığı, ilgili taraflar arasında bir miras sözleşmesi olup olmadığı, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin mevcudiyeti gibi dikkate alınır ve mirasçılar belirlenir. Bu ihtimaller söz konusu değil ise yasal çerçevede mirasçılar belirlenir ve terekeye ilişkin işlemler yapılır. Mirası kabul etmeyecek yasal ya da atanmış mirasçıların süresi içerisinde mirası reddetmeleri gerekmektedir. Aksi halde miras bir bütün olarak mirasçılara intikal eder ve mirasçılar aktifleri elde edecekleri gibi pasiflerden de sorumlu olurlar. 

Alparslan Avukatlık Bürosu hem aile hukuku, hem de miras hukuku alanlarında uzman avukatları ile hukuki süreçlerin takibini yapmaktadır. Ülke çapında sağlanan hukuki hizmet ile hakların korunması için gerekli olan adımların hızlı bir şekilde atılması sağlanır. Özellikle hem aile hukukunu hem de miras hukukunu ilgilendiren karma işlemlerde - örneğin eşler arasındaki mirasçılık - somut olayın niteliğine uygun çözümler getirilmektedir. Özellikle mal rejimlerinin tasfiyesi gibi son derece teknik bilgi gerektiren davalarda her bir somut olay ayrı ayrı incelenmektedir. 

Tüm hakları saklıdır. 

© 2026 by Alparslan Avukatlık Bürosu

bottom of page